Jochen Proehl

Jochen Proehl

Biyografi

1958 yılında Almanya’nın Lübeck kentinde doğan Jochen Proehl, yaşamı ve sanatsal pratiği uzun yıllardır Almanya ile Türkiye arasındaki kültürel diyalog tarafından şekillenen Alman bir görsel sanatçıdır. Çocukluğunun ve gençliğinin büyük bölümünü İstanbul’da geçirdikten sonra Almanya’ya dönmüş; Berlin Teknik Üniversitesi’nde Alman dili ve edebiyatı ile tarih eğitimi almış, ardından Hochschule der Künste Berlin’de (bugünkü Berlin Sanat Üniversitesi) ünlü sanatçı Klaus Fußmann’ın öğrencisi olarak resim eğitimi görmüştür.
Resim, fotoğraf ve desen alanlarında çalışan Jochen Proehl, peyzaj, bellek, kentsel yapı ve zamanın izleri üzerine odaklanan kendine özgü bir görsel dil geliştirmiştir. Yapıtlarında çoğunlukla mekânın anatomisini soyutlama, uzun pozlama teknikleri ve camera obscura fotoğrafçılığı aracılığıyla araştırmakta; fiziksel çevreleri zamansız ve neredeyse arkeolojik görsel deneyimlere dönüştürmektedir. Özellikle İstanbul ve Anadolu, kariyeri boyunca onun için temel ilham kaynakları olmayı sürdürmüştür.
Sanatsal üretiminin yanı sıra Proehl, kapsamlı bir akademik ve küratoryal kariyer de yürütmüştür. Almanya ve Türkiye’de birçok üniversitede ders vermiş; Marmara Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Okan Üniversitesi ve Bahçeşehir University bünyesinde görev almıştır. Ayrıca burada Sanat ve Kültür Direktörü ve BAUART Galerisi’nin kurucu küratörü olarak çalışmıştır.
Kişisel ve karma sergileri Berlin, İstanbul, Dresden, Essen ve Nijmegen gibi birçok uluslararası şehirde gerçekleştirilmiştir. Günümüzde yaşamını ve çalışmalarını İstanbul’da sürdüren Proehl, çağdaş Avrupa ve Anadolu sanat gelenekleri arasında köprü kuran disiplinlerarası üretimine devam etmektedir.

Biography

Born in Lübeck, Germany, in 1958, Jochen Proehl is a German visual artist whose life and artistic practice have long been shaped by the cultural dialogue between Germany and Türkiye. After spending much of his childhood and youth in Istanbul, he returned to Germany to study German philology and history at the Technical University of Berlin before continuing his artistic education at the Hochschule der Künste Berlin (now the Berlin University of the Arts), where he studied painting under renowned artist Klaus Fußmann.
Working across painting, photography, and drawing, Jochen Proehl has developed a distinctive visual language focused on landscape, memory, urban structure, and the traces of time. His works often explore the anatomy of space through abstraction, long exposure techniques, and camera obscura photography, transforming physical environments into timeless, almost archaeological visual experiences. Istanbul and Anatolia, in particular, have remained central sources of inspiration throughout his career.
Alongside his artistic production, Proehl has pursued an extensive academic and curatorial career. He has taught at numerous universities in Germany and Türkiye, including Marmara University, Yıldız Technical University, Okan University, and Bahçeşehir University, where he also served as Director of Art and Culture and founding curator of the BAUART Gallery.
His solo and group exhibitions have been presented internationally in cities such as Berlin, Istanbul, Dresden, Essen, and Nijmegen. Today, Proehl continues to live and work in Istanbul, maintaining a multidisciplinary practice that bridges contemporary European and Anatolian artistic traditions.

Yedi Köprü Projesi

Sanatçının fotoğraf çalışmaları genel olarak, görüntülerde göründükleri biçimde gerçekte var olamayacak yeryüzü biçimlerinden manzaralar yaratmaya odaklanmaktadır. Bununla birlikte, kameranın önünde belirmiş olmaları, onların bir şekilde var olmuş olduklarını düşündürür. Ancak buna rağmen, bu manzaralar görsel olarak algılanan gerçeklikle doğrudan bir ilişki kurmaz. Sanatçının yeni çalışmalarında temel unsur “su”dur — daha doğrusu havada asılı duran su, yani sistir. Onu heyecanlandıran şey, sisin eşzamanlı doğasıdır. Sis, tüm fiziksel özellikleriyle tartışmasız biçimde su olmasına rağmen, havayı doldurarak arkasındaki dünyayı bir örtü gibi gizler. Bu nedenle sanatçı, var olan manzaralara ve onların öznelerine — bu örnekte Edirne’nin Yedi Köprüsü’ne — yaklaşırken, onları izleyicinin deneyimsel gerçekliğiyle olan bağlarından soyutlamayı amaçlar. Köprülerin sisin içinde kaybolmasına ya da sisin içinden ortaya çıkıyormuş gibi görünmesine izin verir; bu durum, izleyicinin sis perdesinin hangi tarafından baktığına göre değişir. “Yedi Köprü” dizisindeki fotoğraflarda sanatçı, belirme ile kaybolma arasındaki araf hâlini araştırmaktadır. Bu bağlamda köprü, yalnızca sis perdesinin iki yanı arasında değil, henüz varlığa kavuşmamış olanla artık var olmayan arasında da bir bağ kuran simgesel bir hat hâline gelir.

Seven Bridges

The artist’s photographic practice generally focuses on creating landscapes from landforms that could not exist in the way they appear within the images. Yet, since they emerged before the camera, they must in some way have existed. Nevertheless, these landscapes do not establish a direct relationship with visually perceived reality. In the artist’s recent works, the primary element is water — or more precisely, water suspended in the air: fog. What fascinates the artist is the simultaneous nature of fog. Although it is unquestionably water in all its physical properties, it fills the air and conceals the world behind it like a veil. For this reason, the artist approaches existing landscapes and their subjects — in this case, the Seven Bridges of Edirne — with the intention of abstracting them from the viewer’s experiential sense of reality. The bridges are allowed either to disappear into the fog or to seem as though they are emerging from it, depending on which side of the veil the viewer is positioned. In the Seven Bridges series, the artist explores the liminal state between appearance and disappearance. Within this context, the bridge becomes a symbolic line of connection not only between the two sides of the curtain of fog, but also between what has not yet come into existence and what no longer exists.