Sevinj Yusifova

Sevinj Yusifova

Biyografi

Sevinj Yusifova, fotoğrafçı, videograf, yönetmen ve müzisyen olarak üretim yapan bir sanatçıdır. 1993 yılında İstanbul’da doğdu. 2015 yılında Fransa’nın Arles kentinde Studio Vortex tarafından düzenlenen ve Antoine d’Agata mentorluğunda gerçekleştirilen atölye programına katılmak üzere seçildi. Aynı yıl, Rafal Milach ve Ania Nalecka’nın yürüttüğü Photobook atölyesine katıldı.
2016 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fotoğraf Bölümü’nden birincilikle mezun olan sanatçı, aynı bölümde lisansüstü eğitimine devam etmektedir. 2019 yılından bu yana kurucusu olduğu Hoş Atölye Sanat Merkezi’nde çalışmalarını sürdürmektedir.

Biography

Sevinj Yusifova is a photographer, videographer, director, and musician born in Istanbul in 1993. In 2015, she was selected to participate in the workshop organized by Studio Vortex in Arles, France, under the mentorship of Antoine d’Agata. In the same year, she attended the photobook workshop led by Rafal Milach and Ania Nalecka.
Graduating with top honors from the Photography Department of Mimar Sinan Fine Arts University in 2016, Yusifova continues her postgraduate studies in the same department. Since 2019, she has been continuing her artistic practice at Hoş Atölye Art Center, which she founded.

NEFT //

1847 yılından bu yana Azerbaycan, sahip olduğu petrol ve doğal gaz rezervleri sayesinde büyük dönüşümler yaşamıştır. Hanlık sisteminden Sovyetler Birliği’ne kadar farklı siyasal rejimlerin etkisi altında kalan ülke, 1991 yılında yeniden bağımsızlığını ilan etmiş olsa da geçmiş dönemlerin izlerini hâlâ taşımaktadır. Bakü, uzun yıllar boyunca Sovyet döneminden kalan yıkıntılar ile 20. yüzyılın başlarında inşa edilen Avrupa tarzı yapıların solgun ihtişamının bir arada bulunduğu bir kent olarak varlığını sürdürdü. Bağımsızlığın ardından şehir, çağdaş ve iddialı mimari projeler aracılığıyla siluetini yeniden şekillendirmeyi amaçlayan büyük ölçekli bir dönüşüm sürecine girdi. Cam gökdelenlerin parıltısıyla tanımlanan modern bir metropol yaratma isteğiyle kentin birçok bölgesi yeniden inşa edildi. Ancak bu parlak yüzeyin altında petrol hâlâ manzarayı belirlemeye devam etmektedir. Şehir merkezinin hemen dışında petrol kuyuları yükselirken, Stalinist bir ütopya olarak inşa edilen dünyanın ilk açık deniz petrol platformu “Neft Taşları”nın kalıntıları zaman ve doğanın etkisiyle yavaşça çözülmekte ve yok olmaktadır. Ülkenin farklı bölgelerindeki birçok yapı gibi, bu kalıntılar da yarım kalmış ilerleme hayallerinin sessiz anıtları hâline gelmiştir. Doğal gaz boru hatları ise bu coğrafyanın ayrılmaz bir parçasına dönüşmüştür. Petrol adalarından ve çeşitli enerji sahalarından ülkenin dört bir yanına uzanan bu borular, hem kırsal hem kentsel alanları kesen görünür bir ağ oluşturmaktadır. Farklı dönemlere, ideolojilere ve amaçlara ait yapıların iç içe geçtiği bu coğrafyada, gizlenmeye çalışılsa da görünür olmaya devam eden boru hatları; kurulmuş, yıkılmış ve unutulmuş ütopyaların hafızasını yeniden canlandırmaktadır.

NEFT //

Since 1847, Azerbaijan has undergone profound transformation driven by its vast oil and natural gas reserves. Having experienced multiple political systems — from the khanates to the Soviet Union — the country regained its independence in 1991, yet still bears the traces of its layered past. Baku was long defined by the coexistence of Soviet-era ruins and the fading elegance of European-style architecture built in the early twentieth century. Following independence, the city entered a period of rapid reconstruction aimed at reshaping its silhouette through ambitious contemporary architecture. Entire districts were rebuilt in pursuit of the glittering image of a modern metropolis dominated by glass skyscrapers. Yet beneath this polished surface, oil continues to define the landscape. Just beyond the city center, oil wells emerge across the terrain, while the remains of the “Neft Stones” — the world’s first offshore oil platform, constructed as a Stalinist utopia — slowly decay under the forces of time and nature. Like many structures throughout the country, they stand as monuments to abandoned visions of progress. Natural gas pipelines have become another inseparable element of this environment. Stretching from offshore platforms and oil fields across the country, these pipes form a visible network that cuts through urban and rural landscapes alike. In a place where structures from different historical periods, ideologies, and ambitions coexist, these unsuccessfully concealed pipelines evoke memories of utopias once imagined, constructed, and ultimately dismantled.