Prof. Ozan Bilgiseren

Prof. Ozan Bilgiseren

Biografi – Küratör Prof. Ozan Bilgiseren

Görsel sanatçı ve akademisyen, MSGSÜ Fotoğraf Bölümü öğretim üyesi, 1969 Adana. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fotoğraf bölümünden mezun olduktan sonra eğitimine aynı bölümde devam etti. Çeşitli yarışmalarda dereceler kazanıp, ödüller aldı. Akademik kariyerine paralel biçimde birbirinden farklı topluluklarla geniş çaplı fotoğraf projeleri gerçekleştirmektedir. Portre ve kavramsal fotoğraf sanatı ile ilgili projeler yürütmekte ve bu bağlamda dersler vermektedir. Doğuş Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümünde dijital fotoğraf ve Yıldız Teknik Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'ne Güncel Fotoğraf Sanatı dersleri verdi, halen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'ne devam etmektedir.
Fotoğraf projelerini sponsor kurumların desteğiyle sergi ve kitap projelerine dönüştürürken, öğrencileriyle birlikte bizzat etkinliklerin içinde yer almaya çalışmaktadır. Türkiye Fotoğraf Vakfı üyesi ve Fotoğraf Organizasyonları Derneği FOTON'un beş kurucu üyesinden biridir. Mayıs ve Mart 2023'te Türkiye Fotoğraf Vakfı ve İstanbul Beykoz Belediyesi iş birliğiyle Hatay'ın Kırıkhan ilçesindeki çadır kentte depremden etkilenen çocuklara yönelik sanat rehabilitasyon atölyesine öğrencileriyle birlikte gönüllü olarak katıldı — güneş baskısı/cyanotype çalışmalarını yönetti ve çalışmaların sergiye dönüşmesini sağladı. Ocak 2025'te, gazeteci ve savaş muhabiri Coşkun Aral'ın öncülüğünde, Habitat TV Belgesel çekimleri için 14 kişilik FOTON fotoğraf ekibiyle 13 yıllık savaşın ardından Afrin, Halep, İdlib, Hama, Humus ve Şam kentlerindeki yıkımı; fotoğraf ve video çekimlerle belgeledi ve Şubat 2025'de aynı ekipten edindiği görsellerle "Savaşın Ardından Suriye" adlı bir fotoğraf sergisi düzenledi. Mart 2023'te yine Coşkun Aral'ın öncülüğünde, Gaziantep, Adıyaman, Kahramanmaraş, Hatay gibi depremde zarar gören şehir, tarihi ören yerleri ve bölgeleri belgeledi.
Altıncı nesil sondaj gemisi "Fatih"i Akdeniz'deki derin su arama faaliyetleri sırasında Aralık 2019–Şubat 2020 tarihleri arasında TPAO adına faaliyetleri iki kez belgeledi. Başta Nobel ödüllü Türk bilim insanı Aziz Sancar'ın "#gisprojesi" olmak üzere birçok sosyal sorumluluk projesini koordinatör olarak yönetti ve gönüllü olarak katıldı. İklim değişikliği, çevre sorunları vb. temalı fotoğraf proje ve etkinlikleri yönetti, Asperger Sendromu ve Otizm Derneği, Omurilik Felçlileri Derneği ve Koruncuk Vakfı ile çeşitli projeler yaptı. Şubat 2025'de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fotoğraf Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği'nin 8. maddesi uyarınca Merkez Müdürü olarak ve Mart 2025'de MSGSÜ İstanbul Resim ve Heykel Müzesi Müze Danışma Kurulu Üyesi olarak görevlendirildi. Ağustos 2025 – Nisan 2026 tarihleri arasında Sosyal ve Beşerî Bilimler Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Kurul üyesi olarak görev aldı. Şu an (Mayıs 2026) itibariyle Edirne Bienali sanat ekibinde "Danışma Kurulu" üyesi ve "Küratör" olarak görev yapmaktadır.

Biography – Curator Prof. Ozan Bilgiseren

Visual artist and academic, faculty member at the Photography Department of MSGSU (Mimar Sinan Fine Arts University), born in Adana – Türkiye in 1969. After graduating from the Photography Department of Mimar Sinan Fine Arts University, continued his education at the same department. He won awards and prizes in various competitions. Parallel to his academic career, he carries out large-scale photography projects with various groups. Conducts projects related to portrait and conceptual photography and teaches courses based on these contexts. He taught digital photography at Doğuş University's Communication and Design Department and contemporary photography at Yıldız Technical University's Faculty of Fine Arts, and currently continues to teach at Mimar Sinan Fine Arts University.
While transforming his photography projects into exhibitions and book projects with the support of sponsoring institutions, he also strives to participate in these events directly with his students. He is a member of the Turkish Photography Foundation and one of the five founding members of FOTON (The Photography Organizations Association). In May and March 2023, he volunteered with his students at an art rehabilitation workshop for children affected by the earthquake in the tent city at Kırıkhan district of Hatay, in collaboration with the Turkish Photography Foundation and Beykoz Municipality of Istanbul. He directed the sunprint/cyanotype atelier and ensured that the works were turned into an exhibition.
In January 2025, under the leadership of journalist and war correspondent Coşkun Aral, he documented the destruction in Afrin, Aleppo, Idlib, Hama, Homs, and Damascus after 13 years of war with photographs and videos for Habitat TV filming a documentary with 14 person of FOTON photography team, and in February 2025, he organized a photography exhibition titled "Syria After the War" with the images obtained from the same group.
In March 2023, again under the leadership of Coşkun Aral, he documented the cities, historical sites, and regions badly damaged by the earthquake, such as Gaziantep, Adıyaman, Kahramanmaraş, and Hatay.
Between December 2019 and February 2020, he documented the activities of the sixth-generation ultra deepwater drillship "Fatih" in deep-water exploration in the Mediterranean Sea twice on behalf of TPAO (Turkish Petroleum Corporation).
He coordinated and volunteered in numerous social responsibility projects, most notably the "#gisproject" of Nobel prize awarded Turkish scientist Aziz Sancar. He managed photography projects and events themed around climate change and environmental issues, and carried out various projects with the Asperger Syndrome and Autism Association, the Spinal Cord Injury Association, and the Koruncuk Foundation of Türkiye.
In February 2025, he was assigned as the Director of the FUAM (Mimar Sinan Fine Arts University Photography Application and Research Center), and in March 2025 he became a member of the Museum Advisory Board of the MSGSÜ Istanbul Painting and Sculpture Museum. Between August 2025 and April 2026, he served as a member of the Social and Human Sciences Scientific Research and Publication Ethics Board. Currently (May 2026), he is a member of the Advisory Board and one of the curators of Edirne Biennial art team.

Koridor – Küratör Metni

Geçmişte, bugün ve gelecekte tüm dönemleri kapsayıp insanları bir araya getiren özel mekanlar, anıtsal mimari tasarımlar her daim var oldu ve var olmaya devam edecek. Arada akıp giden asırlara karşın bu görkemli yapılar şahsiyetlerini ve mevcudiyetlerini daima asaletle korudular. Köprüler insanları birbirine kavuşturmada elbette önemli görevler üstlenir ancak geçmişteki işlevlerini kaybetmiş olsalar da birbirinden oldukça farklı toplulukları bir araya getiren kervansarayların dünya medeniyetine katkıları yadsınamaz.
Dağları, çölleri, yabanıl toprakları, imkânsız coğrafyaları ve köprüleri — güneş ve yıldızlar altında — aşan insanoğlu için dinlenmek ve enerji toplamak maksadıyla güvenli bir yer bulmak, her daim paha biçilmezdi.
Bize şu an ev sahipliği yapan ve Edirne Bienali'nin en özel sergi mekanlarından biri olan, içinde bulunduğumuz mekân; Ekmekçizâde Ahmet Paşa tarafından 1609 tarihinde Sedefkar Mehmed Ağa ile Edirneli Mimar Hacı Şaban Ağa'ya yaptırılıp, Sultan Ahmed'e hediye edilmiştir. Bu müstesna yapının Tarihi İpek ve Baharat Yolu'na bir gönderme yapmasını, kültürel bir koridorun çıkış noktasında bulunmasını istedik.
M.Ö. ikinci yüzyıldan 15. yüzyıla kadar Asya, Avrupa ve Afrika'yı birbirine bağlayan ticaret ve kültür ağlarının anılarını yeniden zihnimizde canlandırmak adına oluşturduğumuz bu kısa kesitle başta dünya çapında ilgi gören "Türkçe Konuşanlar" isimli fotoğraf projesiyle 90'lara imzasını atan fotoğraf üstadımız rahmetli Ergun Çağatay'ı da hatırlamak ve anmak istedik. Yeri gelmişken değerli katkılarından ötürü Ergun Çağatay'ın değerli eşi Käri Çağatay, kızı Yasemin Çağatay ve Seval Karabulut hanıma yardımları, arşiv erişim ve sergi kullanım izni verdikleri için teşekkür ederim.
Çin Halk Cumhuriyeti, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan, İran, Azerbaycan, Almanya, Belarus ve Türkiye'den sanatçılar: Alper Keskin, Anzor Bukharsky, Ayin, Cenk Erdoğan, Eda Demir, Ergun Çağatay, Ernest Kurtveliev, Galip Olcayto, Gülay Doğan, Hasan Ürey, Jacop Hozori, Jochen Proehl, Juma Amangeldiyew, Marina Khodyka Bulduk, Mert Çağıl Türkay, Murat Gür, Mustafa Bilge Satkın, Nevzat Yıldırım, Ongarbek Alkharov, Ömer Tevfik Erten, Sevinj Yusifova, Shuhrat Saidov ve Tolga Akbaş'ı "Modern İpek Yolu"nu anımsatacak kısıtlı tematik bir derlemeyle bir araya getirdik.
Tek bir hat olmayan ve adını Çin'den Avrupa'ya taşınan ipekten alan bu tarihi yol ve rotalardan bir zamanlar yalnızca kumaş değil, baharat, porselen, kâğıt, barut, cam ve değerli metaller taşınmaktaydı. Xi'an kentinden başlayıp Orta Asya çöllerini aşarak Semerkant, Buhara, Kaşgar gibi merkezlere uzanan hat, alt güzergâhlara dallanırdı. Bir kolu İran üzerinden Akdeniz'e, diğerinden Hindistan ve deniz yoluyla Arap Yarımadası'na ulaşılırdı. Kervansaraylar, bu güzergahta tüccarların konakladığı, mal takası yaptığı ve güvenliğini sağladığı en mühim duraklardı. İpek Yolu'nun önemi ekonomiyle de sınırlı değildi. Budizm inanışı Hindistan'dan Çin'e, İslam dini Orta Asya'ya bu yollarla yayıldı. Matematik, astronomi, tıp ve matbaa teknolojisi doğu ile batı arasında aktı. Marco Polo'nun 13. yüzyıldaki seyahati, Avrupalıların Doğu'ya bakışını değiştirdi.
On beşinci yüzyılda Osmanlı'nın kara yollarını kontrol etmesi ve deniz ticaretinin gelişmesiyle İpek Yolu'nun karadaki önemi azaldı. Ancak bıraktığı miras, farklı medeniyetlerin birbirini tanıması ve bilgi alışverişi açısından insanlık tarihinin en büyük entegrasyon örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir.
"Koridor" başlıklı seçkide bu müstesna yapının çatısı altında birbirinden farklı bakış açılarının, yaratıcı zihinlerin, kültürel çeşitliliğin, büyülü manzaraların sıra dışı yansımalarını özümseyerek enerji toplamayı, başkalarının pencerelerinden bakmayı ve bir zamanlar burada konaklayan yolcuların, seyyahların ve tüccarların inanılmaz hikâyelerinde kaybolmayı umuyoruz.

Prof. Ozan Bilgiseren

Corridor – Curatorial Text

Throughout history—past, present, and future—special places and monumental architectural designs that bring people together across all eras have always existed and will continue to exist. Despite the centuries flowing in between, these magnificent structures have preserved their character and presence with dignity and grace. Bridges undoubtedly play an important role in connecting people; however, even though they may have lost their original functions over time, the contributions of caravanserais, which once united remarkably diverse communities, to world civilization cannot be denied.
For humankind, crossing mountains, deserts, wild lands, impossible geographies, and bridges beneath the sun and stars, finding a safe place to rest and regain strength has always been invaluable.
The space hosting us today, and one of the most distinguished exhibition venues of the Edirne Biennial, was commissioned in 1609 by Ekmekçizâde Ahmet Pasha to Sedefkar Mehmed Ağa and the Edirneli architect Hacı Şaban Ağa, and presented as a gift to Sultan Ahmed. We wanted this exceptional structure to evoke the Historic Silk and Spice Road and to stand as the starting point of a cultural corridor.
Through this brief section, created to revive in our minds the memories of the trade and cultural networks that connected Asia, Europe, and Africa from the 2nd century BCE until the 15th century, we also wished to remember and commemorate our late master photographer Ergun Çağatay, who left his mark on the 1990s with his internationally acclaimed photographic project "Turkic-Speaking Peoples". On this occasion, I would also like to thank Ergun Çağatay's esteemed wife Käri Çağatay, his daughter Yasemin Çağatay, and Ms. Seval Karabulut for granting access to the archives and permission for exhibition use.
Artists from the People's Republic of China, Kazakhstan, Uzbekistan, Turkmenistan, Tajikistan, Iran, Azerbaijan, Germany, Belarus, and Türkiye—Alper Keskin, Anzor Bukharsky, Ayin, Cenk Erdoğan, Eda Demir, Ergun Çağatay, Ernest Kurtveliev, Galip Olcayto, Gülay Doğan, Hasan Ürey, Jacop Hozori, Jochen Proehl, Juma Amangeldiyew, Marina Khodyka Bulduk, Mert Çağıl Türkay, Murat Gür, Mustafa Bilge Satkın, Nevzat Yıldırım, Ongarbek Alkharov, Ömer Tevfik Erten, Sevinj Yusifova, Shuhrat Saidov, and Tolga Akbaş—have been brought together through a limited thematic compilation evoking the "Modern Silk Road."
This historic route, not a single line but a network of interconnected roads named after the silk transported from China to Europe, once carried not only fabric but also spices, porcelain, paper, gunpowder, glass, and precious metals. Beginning in the city of Xi'an and crossing the deserts of Central Asia toward centers such as Samarkand, Bukhara, and Kashgar, the route branched into numerous secondary paths. One branch extended through Iran to the Mediterranean, while another reached India and, by sea, the Arabian Peninsula. Caravanserais were among the most vital stops along these routes, where merchants stayed, exchanged goods, and ensured their safety. The significance of the Silk Road was not limited to economics alone. Buddhism spread from India to China, while Islam expanded into Central Asia through these very routes. Mathematics, astronomy, medicine, and printing technology flowed between East and West. Marco Polo's journey in the 13th century transformed Europe's perception of the East.
In the 15th century, as the Ottoman Empire gained control of overland trade routes and maritime commerce flourished, the Silk Road gradually lost its importance on land. Yet its legacy remains one of the greatest examples of integration in human history, enabling different civilizations to encounter one another and exchange knowledge.
With the selection titled Corridor, under the roof of this exceptional structure, we hope to absorb the extraordinary reflections of diverse perspectives, creative minds, cultural richness, and enchanting landscapes; to regain energy, to see through the windows of others, and to lose ourselves in the incredible stories of the travelers, wanderers, and merchants who once stayed here.

Prof. Ozan Bilgiseren