Koridor
Küratör metni
Geçmişte, bugün ve gelecekte tüm dönemleri kapsayıp insanları bir araya getiren özel mekanlar, anıtsal mimari tasarımlar her daim var oldu ve var olmaya devam edecek.
Arada akıp giden asırlara karşın bu görkemli yapılar şahsiyetlerini ve mevcudiyetlerini daima asaletle korudular.
Köprüler insanları birbirine kavuşturmada elbette önemli görevler üstlenir ancak geçmişteki işlevlerini kaybetmiş olsalar da birbirinden oldukça farklı toplulukları bir araya getiren kervansarayların dünya medeniyetine katkıları yadsınamaz.
Dağları, çölleri, yabanıl toprakları, imkânsız coğrafyaları ve köprüleri -güneş ve yıldızlar altında- aşan insanoğlu için dinlenmek ve enerji toplamak maksadıyla güvenli bir yer bulmak, her daim paha biçilmezdi.
Bize şu an ev sahipliği yapan ve Edirne Bienali'nin en özel sergi mekanlarından biri olan, içinde bulunduğumuz mekân; Ekmekçizâde Ahmet Paşa tarafından 1609 tarihinde Sedefkar Mehmed Ağa ile Edirneli Mimar Hacı Şaban Ağa'ya yaptırılıp, Sultan Ahmed'e hediye edilmiştir.
Bu müstesna yapının Tarihi İpek ve Baharat Yolu'na bir gönderme yapmasını, kültürel bir koridorun çıkış noktasında bulunmasını istedik.
M.Ö ikinci yüzyıldan 15. yüzyıla kadar Asya, Avrupa ve Afrika'yı birbirine bağlayan ticaret ve kültür ağlarının anılarını yeniden zihnimizde canlandırmak adına oluşturduğumuz bu kısa kesitle başta dünya çapında ilgi gören "Türkçe Konuşanlar" isimli fotoğraf projesiyle 90'lara imzasını atan fotoğraf üstadımız rahmetli Ergun Çağatay'ı da hatırlamak ve anmak istedik.
Yeri gelmişken değerli katkılarından ötürü Ergun Çağatay'ın değerli eşi Käri Çağatay, kızı Yasemin Çağatay ve Seval Karabulut hanıma yardımları, arşiv erişim ve sergi kullanım izni verdikleri için teşekkür ederim.
Curatorial text
Throughout history past, present, and future special places and monumental architectural designs that bring people together across all eras have always existed and will continue to exist.
Despite the centuries flowing in between, these magnificent structures have preserved their character and presence with dignity and grace.
Bridges undoubtedly play an important role in connecting people; however, even though they may have lost their original functions over time, the contributions of caravanserais, which once united remarkably diverse communities, to world civilization cannot be denied.
For humankind, crossing mountains, deserts, wild lands, impossible geographies, and bridges beneath the sun and stars, finding a safe place to rest and regain strength has always been invaluable.
The space hosting us today, and one of the most distinguished exhibition venues of the Edirne Biennial, was commissioned in 1609 by Ekmekçizâde Ahmet Pasha to Sedefkar Mehmed Ağa and the Edirneli architect Hacı Şaban Ağa, and presented as a gift to Sultan Ahmed.
We wanted this exceptional structure to evoke the Historic Silk and Spice Road and to stand as the starting point of a cultural corridor.
Through this brief section, created to revive in our minds the memories of the trade and cultural networks that connected Asia, Europe, and Africa from the 2nd century BCE until the 15th century, we also wished to remember and commemorate our late master photographer Ergun Çağatay, who left his mark on the 1990s with his internationally acclaimed photographic project "Turkic-Speaking Peoples".
On this occasion, I would also like to thank Ergun Çağatay's esteemed wife Käri Çağatay, his daughter Yasemin Çağatay, and Ms.
Seval Karabulut for granting access to the archives and permission for exhibition use.
Sanatçılar
Alper Keskin, Anzor Bukharsky, Ayin, Cenk Erdoğan, Eda Demir, Ergun Çağatay, Ernest Kurtveliev, Galip Ceylani Olcayto, Gülay Doğan, Hasan Ürey, Jacob Hozori, Jochen Proehl, Juma Amangeldiyew, Marina Khodyka Bulduk, Mert Cağıl Türkay, Murat Gür, Mustafa Bilge Satkın, Nevzat Yıldırım, Ongarbek Alkharov, Ömer Tevfik Erten, Sevinj Yusifova, Shuhrat Saidov, Tolga Akbaş